Savunma sanayi projeleri, katı gereksinim yönetimi, yüksek güvenlik standartları ve uzun sözleşme süreleriyle özel bir proje yönetimi anlayışı gerektiriyor. Peki agile mi, waterfall mi?
Geleneksel waterfall, savunma projelerinde hala baskın metodoloji. Bunun sebepleri: sabit gereksinimler (MIL-STD belgelemeleri), düzenleyici uyumluluk zorunlulukları, ihale süreçlerinin katı yapısı ve uzun tedarik zincirleri.
ABD DoD'un 2019'da yayımladığı "DoD Enterprise DevSecOps Reference Design" belgesi, savunma yazılım projelerinde agile benimsemeyi teşvik ediyor. Türkiye'de SSB destekli projelerde de agile kullanımı artıyor.
Çoğu savunma projesi için en pragmatik çözüm, hibrit yaklaşım:
Üst düzey planlama: Waterfall (milestone, bütçe, gereksinim tabanı)
Yazılım geliştirme: Agile sprint'ler
Donanım entegrasyonu: Waterfall gating
Agile takımlarında tüm üyelerin gerekli güvenlik iznine sahip olması gerekiyor. Sprint değişimleri bu süreci yavaşlatabilir.
"Çalışan yazılım > kapsamlı dokümantasyon" agile manifestosu, savunmada tam uygulanamaz. İz belgesi ve V&V gereksinimleri korunmalı.
Sabit fiyatlı sözleşmeler agile ile uyumsuz. Time & materials veya not-to-exceed modeller tercih edilmeli.
Savunma sanayinde "agile mi waterfall mi" sorusunun tek doğru yanıtı yok. Projenin niteliği, müşteri beklentileri ve yasal çerçeve, metodoloji seçimini belirleyen ana faktörler.
Evet, özellikle sıkı dokümantasyon, izlenebilirlik ve sözleşme gereksinimleri olan büyük ölçekli savunma projelerinde Waterfall hâlâ önemli bir yer tutuyor.
Agile, hızlı geri bildirim ve değişen gereksinimlere uyum gerektiren yazılım bileşenlerinde giderek daha fazla tercih ediliyor, ancak tek başına tüm savunma projeleri için yeterli olmayabiliyor.
SAFe (Scaled Agile Framework) ve DAD (Disciplined Agile Delivery), Agile'ın çevikliğini Waterfall'ın disiplin ve izlenebilirlik gereksinimleriyle birleştiren hibrit modellerdir; büyük, çok paydaşlı savunma projelerinde tercih edilir.
Karar; projenin ölçeği, düzenleyici/sözleşme gereksinimleri ve ekip yapısına göre verilmeli. Çoğu savunma projesinde tek bir metodoloji yerine, başarı faktörlerine göre uyarlanmış bir hibrit yaklaşım daha isabetli sonuç veriyor.